Adam çalılığa doğru koşuyordu. Bileğindeki iki küçük delikten kan sızıyor, zehir damarlarında kendine sessiz bir yol açıyordu. Fakat adam yarasına bakmıyordu. Gözleri otların arasında kaybolan yılandaydı."Onu bulmalıydı."Neden ısırdığını sormalıydı. Kendisine bunu yapmaya hakkı olmadığını anlatmalıydı. Belki yılan özür dilerdi. Belki yaptığından pişman olurdu. Belki de...

Her ne kadar bir evrensel rakam olmasa da , bir kabin bagajının ölçüleri 55x40x23 cm'dir ve maksimum 8 kilograma müsaade edilir. Çantanın cinsine göre 40-45 litre arası bir hacme sahiptir. Hadi gelin bir oyun oynayalım; bir düşünce oyunu bu. Bir daha dönmemek üzere gidiyorsun, neleri sığdırırdın...

…ve Ayna Adam’la yürüyen ikinci bir zihin Dün akşam yaşadıklarım beni sabah, daha önce yazdığım o yazıya götürdü.Bir bağlantının izini sürer gibi, zihnimin tozlu raflarından bir cümle yükseldi:Bir sabah, tarayıcıda açık unutulmuş eski bir sekme gibi karşıma çıktı: “Yarının düne ihtiyacı var mı?” Yıllar önce yazmışım. Belki de...

Bugün 29 Ekim 2023, Türkiye Cumhuriyeti 100 yaşında.   Dün akşam birçok arkadaşım gibi sosyal medya hesaplarımdan, tıpkı geçmiş yıllara benzer “Yarın Cumhuriyeti İlan Edeceğiz” başlığı ile paylaşım yapmayı düşündüm.   Bir an kendimi 28 Ekim 1923 akşamı Çankaya köşkünde o sofrada hayal ettim. Mustafa Kemal masada ayağa kalkıp;...

Bir boyalı kuştum, boyalı kuş.   Hepimiz bu dizeleri Bulutsuzluk Özlemi’nin bir Şarkısı olarak biliriz. Yaşça ufakken kütüphanedeki kitapları yazarları ile değil, kalınlıkları ve de isimleri ile tercih ederdik, en azından ben böyle yapardım. Sanırım ortaokul yıllarının sonunda idim, ilk Jerzy Kosinski kitabını okuduğumda.    Daha Bulutsuzluk Özlemi’nden dinlememiştim.İşte...

Bu bir Oğuz Atay yazısı değildir. Keşke bir Oğuz Atay yazısı yazabilecek kadar yetenekli olsaydım… Hayatta her şey bir şekilde birbiriyle ilgili ve tesadüf diye bir şey yok. Artık buna kesinlikle inanıyorum.Uzun zamandır yazma konusunda çok tembellik yapıyorum. Gerçi tembelliğimin sadece yazma konusunda olmadığını söyleyebilir ama...

Aklıma hep “garip sorular” takılıyor ve bunlara kendimce cevaplar bulmaya çalışıyorum. Bu sorular ve cevaplarımı da kayda geçiriyorum.   Bunlardan bazıları belli bir olgunluğa geldiğinde, yani paylaşabilecek kıvama ulaştığında da, bloğumda yayınlıyorum.  İşte böyle bir rutinde aklıma bir soru düştü:   Yönetenlerle yönetilenler arası yaş farkı ne olmalıdır?   Politik yazılar yazma...

Aynı köyde büyüyen iki sevdalı idi Umut ile Ümit.  Adları her zaman beraber anılırdı, ayrılmazdı. Karışırdı bile bazen isimleri. Köyde aşkları dillere destandı. Ama köye ulaşmak zor idi ki köylüler dışında bu hikayeyi kimse bilemiyordu. Bir gün karın yolları kapattığı mevsimde, bir adam çıkageldi. Herkes nasıl o...

Ben bir “televizyon çocuğuyum”, tıpkı çocuğumun “internet çocuğu” olduğu gibi.  Onun çocuğu yani torunum da büyük bir ihtimalle “arttırılmış gerçeklik” ya da “sanal dünya” çocuğu olacak.    Konuyu dağıtmayalım, çizgi film kahramanlarıyla başlayan yazı serime televizyonla devam ediyorum. Üçlemeyi sinema ile bitirmeyi planlıyorum.   Başlığı arakladım, hatırlamayanlar için Okan Bayülgen’in...