Varlığı Duyulmayanların Sessiz Senfonisi Bas gibiyim, varlığım anlaşılmıyor olabilir ama yokluğum anında hissedilir. Aslında bu yazı yoktu aklımda, ama İbrahim Maalouf konserinde bas gitarın tınıları arasında bu cümle çıktı ağzımdan ve de paylaşmaya hazır yazımı demlenmeye bıraktırıp sahne aldı. Bir an sustu tüm ezgiler,Sanki salonun kalbi durdu.İçimde bir nota...

Bir soru, bir yankı, belki de bir iç hesaplaşma. Bir sabah sorusu bu. Belki de gece üç.Belki yeni uyanmışsın, ya da uykunun tam orta yerinde sormuş biri: Mutlu musun? Ayna Adam başını kaldırdı, pencerenin dışında devrilen gölgeleri izledi. “Mutlu muyuz?” diye düzeltti. Çünkü kimse kendi başına mutluluğu taşıyamaz. Taşısa da eksik olur.Hani...

Adil olmak, kazandırmaz çoğu zaman; ama kaybettiğinde, kaybetmediğini fısıldar: kendini. Hayır. Değil.En sonda yazmam gerekeni en başa yazsam, bu yazı burada biterdi belki. Ama niyetim o değil.Hayatın adil olmadığını anlamak için bir ömür yetiyor bazen.Nedenini sormuyorum artık, nasıl yaşanır bu adaletsizlikle, onu düşünüyorum. Ve çocuklarımız…Sırça fanuslarda, kırılgan...