Pazar akşamı yazımı yayınladıktan sonra beni yine tatlı bir telaş alır; gelecek haftaya ne yazacağım. Gerçi bir liste yapıyorum başlıklardan oluşan yazmak istediğim konular hakkında. Ama takdir edersiniz ki hayat sizin yaptığınız planlara güler geçer, bu kural burada da geçerli. Yazmayı planladıklarım dışında güncel ruh halime...

2015 yılının son ayında, on altı yıllık otomotiv sektöründen ayrılıp, benim için yabancı olan bisiklet sektörüne geçerken, biri çıkıp bunları yazacaksın ileride deseydi ona güler geçerdim herhalde.    İyi bir iş teklifi almıştım; tecrübelerimi, kazanımlarımı kullanabilecek ayrıca daha önce hiç çalışma imkânım olmadığı alanlarda da tecrübe kazanacaktım.    Hayatımda...

26 Mart bilenler için “Dünya Ölmeme Günü” dür. Bu yazımda o günün hikayesi ile başlayacağım ama yazı beni nereye ulaştıracak, açıkçası bilmiyorum. Yazıyı 26 Mart perşembe günü akşam, her yıl ki rituelime uygularken başladım. Ama sizler bunu en erken pazar akşamı okumaya başlayacaksınız, yani önümde...

Bir tatlı huzur almaya geldik Kalamış’tanAh Kalamış’tan Güftesi Behçet Kemal Çağlar’a, bestesi ise Münir Nurettin Selçuk’a ait hepimizin en azından bu 2 dizesini bildiğimiz şarkıdan aldım bu haftaki yazımın başlığını.    Nihavent makamında bestelenen şarkının yazılma hikâyesi anlatılmaya değer. Hikâyeyi Suat Yener’in www.musikiklavuzu.net sitesinde okudum ve paylaşmak istedim.   Münir Nurettin Selçuk...

Bu haftaki yazımın başlığını Woody Allen’in 1987 yapımı filminden aldım. Radyonun benim hayatımda önemli bir yeri vardır. Bugün biraz radyodan, biraz benim hayatımda ki öneminden ve biraz da çok sevdiğim bir radyo programından bahsetmeyi planlıyorum. Dünyada neler oluyor, bu çocuk “Cımbızlı Şiir” deki gibi neler üzerine...

Siz hiç bir yerlere ait olmadığınızı hissettiniz mi?   Ben hissediyorum bazen ya da ‘Nerede değilsem sanki orada daha mutlu olacakmışım’ gibi düşünüyorum.  Yanlış anlaşılmasın her zaman değil bazen oluyor bu bana. O zamanlarda o kadar lanet ve meymenetsiz oluyorum ki anlatamam. Amma da sıkıcı bir konu yazıyorsun diyeceksiniz...

Malum Cuma günü 14 Şubat Sevgililer Günü…    Ben de bunca yıllık tecrübeme dayanarak, kadın-erkek ilişkileri üzerine birkaç kelam edeyim dedim bu haftaki yazımda.    Yazıyı “Sevgililer Günü” geçtikten sonra yayınlacağım içinde, olası sıkıntıları bir miktar bertaraf ettiğime inanmak istiyorum, her ne kadar öyle olmadığını bilsem de.   Kadın erkek ilişkileri...

İlk 3 seferde biraz da güvenli sularda kalarak yazmıştım. Ama öyle biriktirdiklerim vardı ki karanlık noktalarında hafızamın, artık onları da gün ışığına çıkarma zamanı geldi de geçiyordu.    İşte böyle bir ruhsal durumda yazmaya başladım dördüncüsünü. Aslında bu konu bundan 3 sene önce düştü aklıma. Sponsor olduğumuz bir...

01.02.2020 Bugünkü bloğun başlığı Muhlis Dilmaç’dan her ne kadar o bunun farkına ben yayınladığımda varacak olsa da. Israrla insanın bir kızı olmalı der bende bir kız babası olarak bunu kullandım çünkü; Bugün kızım Derin’in 15. yaşgünü… 15 sene önce ilk kucağıma verdiklerinde ne yapacağımı bilemeyip heyecandan hemen...

27.01.2020 İlk blog yazımı yazmak zordu ama ikincisinin bu kadar zor olacağını beklemiyordum. Her ne kadar bundan sonra artık yaşgünü kutlamak istemiyorum desem de, yaşgünü yazımı yazdıktan sonra sürpriz bir yaşgünü partisine “maruz” bırakıldım . Organize bir tuzağın içine itildim; evde dansöz bile oynattılar benim için....