İş'te Anlam Arayışı - Anıl Şakrak
16420
post-template-default,single,single-post,postid-16420,single-format-standard,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-title-hidden,qode-theme-ver-9.1.3,wpb-js-composer js-comp-ver-4.11.2.1,vc_responsive

06 Ara İş’te Anlam Arayışı

Büyük bir çoğunluğumuz minimum haftada 45 saat çalışıyor. Hiç hesapladınız mı bilmiyorum ama emekli olana kadar yüzbin saatin üstünde çalışmamız gerekiyor. Hatta emekli olduktan sonra da çalışmaya devam ediyoruz. Hayatımızı uyumak ve çalışmak arasında geçiriyoruz. Yeni ve bilmediğiniz birşey değil söylediklerim, farkındayım: fakat sayılaştırılınca çok mutsuz etmiş olabilir sizleri.
Maalesef durum bu. Bu durumdan da bir fırsat çıkarabiliriz tabi ki;  “Problemin farkına varmak, harekete geçmek için ilk adımdır.” En azından ben böyle düşünüyorum.
Belirsizliğin en üst safhada olduğu, çok garip ve endişe verici günler yaşıyoruz. Sosyal hayatımızı neredeyse sıfırladık, çocuklarımız okula gidemiyorlar, her ne kadar bu başta onlara keyifli gelmiş olsa da, artık onlarda bizim gibi endişeliler. İş hayatı deseniz: işe gitseniz bir türlü, gitmeseniz bir türlü. Aldığım iş terbiyesinden olacak, fabrika çalışıyorsa ben fabrikada olmalıyım felsefesiyle her gün işe gidiyorum. İş arkadaşlarımın kaygılarını bir nebze azaltmaya çalışırken, akşam eve dönerken kaygılarımla baş başa kalıyorum. Kaygılarımla yüzleştiğim bir eve dönüş yolculuğunda aklıma düştü bu konu: İş’te Anlam. Yolda başlayan ve eve geldikten sonra da devam eden tefekkürlerimde “neden çalışıyorum?” sorusuna cevaplarımı bulmaya çalıştım.

Lise ve üniversite yılları yaz tatillerini saymazsak, yirmi bir yıldır çalışıyorum ve teknik olarak da altı yıl sonra emekliliğe hak kazanmış olacağım. Hayatım ilk defa, emekli olmak isteği uyandı. Bu adını koymakta zorlandığımız “yaşadığımız zaman” yüzünden hayatımda ilk defa çalışmaktan sıkıldığımı hissettim. Konuyu daha iyi tasvir etmek gerekirse, Forest Gump’ın o uzun koşu macerasında bir anda durup artık koşmayı bırakması gibi bir hisse kapıldım. Beni çok rahatsız etti bu his. Çünkü ben hayatım boyunca hiç çalıştığımın farkına varmadan çalışmıştım ve bu nedenle çalışmadan geçirebileceğim bir günü tasvir bile edemiyordum kendime.
Amerika’da yapılan bir araştırma sonucuna göre çalışanların sadece %31’i  işini bağlılıkla yapıyorlarmış. Bu araştırma Türkiye’de yapılsa (belki de yapılmıştır araştırmadım) bu sonuca yakın bir değer çıkacağına inanıyorum.

Peki “İş’te anlam” ne demek? “Anlamlı iş” ile aynı şey değildir,  çünkü “anlamlı iş” doğrudan doğruya yapılan işin kendisini ifade eder. “İş’te Anlam” ise yaşadığımız değerli bir deneyimi ifade eder.
Mark Twain’e atfedilen bir söz var:
Hayatınızın en önemli iki gününden biri doğduğunuz gün, diğeri de neden doğduğunuzu öğrendiğiniz gündür.
Sanki hayatımın anlamını bulmuşum da şimdi de iş’teki anlamı eksik kalmış onu arıyorum gibi anlaşılmasın sakın. Bende hayatımın anlamı ve amacını arayıştayım. Hiç bulamayacağımı, bulduğumda fark edemeyeceğimi ya da onu gerçekleştirmekte geç kalmış olabileceğimin de farkındayım.
Bayezıd-i Bestami’nin çok sevdiğim bir sözü vardır:
Hakikat aramakla bulunmaz ancak bulanlar hep arayanlardır.
Bu sözü ilk duyduğumdan beri üzerine düşünür dururum, içselleştirmek için hep birşeyler eksik kalıyordu. Tamamlanması için başka bir alıntı daha gerekliymiş gibi hissediyordum. Onunla da bambaşka bir kitap okurken satır aralarında tanıştık.
Amaç arayıp bulacağınız bir şey değil, inşa edeceğiniz bir şeydir.
Şimdi biraz daha tamamlandı sanki, ama yine de İlhan İrem’in “Gül Kokulu Çeyiz Sandığı” şarkısının son dizesinde dediği gibi:
Tamamlanınca eksik kalıyor bir şeyler…

“Otostopçunun Galaksi Rehberi” kitabında çok sevdiğim bir bölüm var hayatın anlamına dair:
Bizden milyonlarca yıl önce yaşamış ve tüm boyutlara hakim, hiperzeki varlıklardan oluşan hayali bir ırk vardır. Hayatın anlamı üzerine kafa yoran bu kişiler “Derin Düşünce” adını verdikleri süper bir bilgisayardan hayatın, evrenin ve her şeyin cevabını isterler. Derin Düşünce 7,5 milyon yıllık bir süre hesaplama yapar ve “Bundan gerçekten hiç hoşlanmayacaksınız” diyerek hayat, evren ve her şeye dair nihai sorunun cevabını açıklar:
42!.
“42” cevabı o kadar popüler ve fenomen oldu ki; Pink Floyd yazarı 42. yaşgününde sahneye davet etti. Keşfedilen bir astreoide 2001DA42 ismi verildi. Lost ve X-Files dizilerinde 42 sayısına gönderme vardır. CERN’de adı 42 konulmuş bir ofis binası var. Google yeni kompleksine tanışırken ilk yerleştiği binanın adını 42 yaptı. SETI projesinde toplam 42 anten var. Daha da komiği eğer google’da “answer to life the univers and everthing” aratırsanız, cevabının ne olacağını tahmin edebilirsiniz.
Neden 42? Douglas Adams’ın ilk kez 1977’de BBC Radyo’da sunduğundan beri  bu konuda sürekli teoriler üretildi ve üretilmeye de devam ediyor.
  • Işığın suda 42 derecelik açıda gökkuşağını oluşturabildiği
  • Işığın Protonun çapı kadarlık bir mesafeyi geçmesi için gereken sürenin 10-42 saniye arası olduğu
  • 42’in BINARY karşılığı 101010: Bir varmış, bir yokmuş gibi.
  • Matbaada basılmış ilk kitap olan Gutenberg incili 42 satırlık incil olarak bilinir.
  • Kabalistik gelenekte Tanrı’nın adının 42 harften oluştuğuna inanılır.
  • Budizm’de 42 bölümlük bir sutra vardır.
  • Mısır Mitolojisinde ölüm yolculuğu yapan kişilere 42 soru sorulur.

Bu ve buna benzer teoriler üretilirken, yazara uzun yıllar bu sayının sırrı konusunda da baskı yapıldı. Ölümünde bir yıl önce (2001 de öldü bu arada) baskılara dayanamayıp anlam bulmaya çalışanlara hayal kırıklığına uğratacak bir açıklama yaptı.

Bir sabah işi giderken aklında yazmakta olduğu o bölüme nasıl bir cevap vermesini düşünüyormuş. Sonunda hiç bir anlamı olmayan sayı olmasına karar vermiş: kısa, akılda kalıcı ve tamamen rastgele bir sayı. Masasına oturmuş, boş gözlerle bahçeye bakmış ve 42 olsun demiş.


İş’te anlam da hayatımıza değer katacak kaynaklardan biri, tıpkı aile ve sosyal çevre gibi. İlla ki katacağı değer, insanlık için ilahi bir bir anlam taşımayabilir.
Yanlış soru “Amacımı Nasıl Bulacağım” ‘dır. Doğrusu ise “ne yaparsak yapalım ona amaç katmaya çalışmak ve farklı anlam kaynaklarının doğal biçimde gelişmesine izin verirken bu değişikliklerden rahatsızlık duymamaktır”.
Kennedy’nin 1962’de NASA’yı ziyareti sırasında temizlik görevlisiyle başından geçen anektod buna çok güzel örnektir: Ne yaptığı sorulan temizlik görevlisi, “Aya insan gönderilmesini yardım ediyorum” cevabıdır.
Buna benzeyen çok sevdiğim bir duvar ustası hikayesi de var:
Yolda yürüyen bir adam çalışmakta olan üç duvar ustasına rastlar ve her birine ne yaptıklarını sorar. Bir tanesi taşları üst üste koyduğunu, diğeri duvar ördüklerini ve sonuncusu ise bir mabed- katedral yaptıklarını söylemiş.
Önemli olan ne yaptığımız değil , nasıl ve niçin yaptığımızdır. Kim olduğumuzun, nerede ve ne yaptığımızın çok önemi yok: anlam katacak amaç, işleri daha iyiye götürme azmidir.
Oliver Wendel Holmes’un “Birçoğumuz, içimizdeki müziği hiç çalmadan mezara gidiyoruz” diye bir sözü var . Çalamasak bile çalmaya çalışmaktan vazgeçmemek gerekli.
Yolda bir soru ile başlayan sonrasında tefekkürler ile devam eden süreçte tekrar hizaladım kendimi. Tefekkürümden damıttıklarımı aklımın erdiğince ve dilimin döndüğünce yazıya döktüm bu haftaki tefrikada.
Anlam arayışlarınızda, anlam arayışlarım bir anlam kattıysa ne mutlu bana.

Ne kadar sürç-ü lisan ettikse af fola, haftaya görüşmek üzere, Eyvallah…

8 Comments
  • Hakan Cengiz
    Posted at 07:20h, 07 Aralık Yanıtla

    Anılcım….çok güzel tasvirlemişsin düşüncelerini…birçoğunu benzer şekilde yaşadığımızı ve düşündüğümüzü belirtmek isterim…güzel bir dille anlamlandırmışsın …sevgiler selamlar

  • Güven Giray
    Posted at 09:33h, 07 Aralık Yanıtla

    Arayınca sıkılmak, sıkılınca aramak. Çelişkiler ve döngüler hep var hayatın içinde. Her sonuç 42!

    • anilsakrak
      Posted at 23:13h, 04 Ocak Yanıtla

      42 heyecandır ama 46’yı da unutmamak laZım…

  • Fatih Coşkun
    Posted at 20:19h, 08 Aralık Yanıtla

    Anlam arayışları konusundaki değindikleriniz umut ederim ki bizlere aklımızı kullanma yoluyla kuvvet kazanacağımız güzel günlere ulaşmamızda yardımcı olur.
    Dilerim öyle olur.

    • anilsakrak
      Posted at 23:12h, 04 Ocak Yanıtla

      Dileriz öyle olur.

  • serdar isbir (ME'99)
    Posted at 20:44h, 26 Aralık Yanıtla

    Çok güzel ve anlamlı bir yazı olmuş. Devamını bekliyoruz…

    • anilsakrak
      Posted at 23:12h, 04 Ocak Yanıtla

      Yazmak için fırsat yaratmaya devam

  • Yasin Müsafir
    Posted at 09:08h, 31 Aralık Yanıtla

    Bu yazıdan da nasibimi fazlasıyla aldım.
    Amaçlarımızı tekrar sorgulattın, kalemine eöeğine sağlık üstad

Post A Comment