Yeni normalin vazgeçilmez aksesuarı oldu maskelerimiz.Yılın başında, artık maskesiz dışarı çıkamayacaksınız deselerdi güler geçerdim. Ama şu an sokaklarda gezerken, kendimi distopik bir bilim kurgu filmin içinde figüran gibi hissediyorum. Sokakda maskesiz birini gördüğümde ise aşağılayıcı gözlerle onu süzüyorum. Hatta elimde olsa uyaracağım. Aynı kaldırımda karşı...

Daha önce yazmıştım Adalı’yım diye, ilkokulu orada bitirdim. Ailem, köklerim hala orada.Bu hafta bir anda aklıma geldi çocukluğum ve gençliğimin Kuşadası. Onu yazmak istedim bu hafta. Coşkun Sabah adaya yazdığı şarkı ile başlayalım yazıya; Ne zaman aşk arasamİçimde bir ümit varNe zaman sevdalansamAklımda hep bir yer varKuşadası...

Apita dedem bayram sabahı her zamanki gibi erkenden kalkmıştı. Yatmadan önce bayram namazı saatin kontrol etmiş ve ona göre güzergahını planlamıştı. Erken gideceği için o saatte çiçekçi bulamam diye tedbirli davranmış ve bir gün önceden almıştı çiçekleri. Sabah kalktı, abdestini aldı ve ilk durağı Adalızade Mezarlığına...

“Bugünlerde herkes gitmek istiyor. Küçük bir sahil kasabasına, bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara…Hayatından memnun olan yok. Kiminle konuşsam aynı şey… Her şeyi, herkesi bırakıp gitme isteği. Öyle “yanına almak istediği üç şey” falan yok. Bir kendisi. Bu yeter zaten. Her şeyi, herkesi götürdün demektir. Keşke kendini...

Yazının adını bilerek ilgi çekmesi için dojaz olarak verdim. Aslında Denge’den bahsetmek istiyorum bu yazımda.  Dozaj kelimesiyle yaşadığım komik bir anım var. Sanırım ortaokuldaydım. Okul çıkışı Mehmet Taylan ve Yasin’le okuldan çıkmış eve yürüyorduk. Taylan yine bana takılıyordu, ağzımdan “Yeter Memo Dojaz kaçırıyorsun” dedim. Mehmet dozaj yerine...

26 Mart bilenler için “Dünya Ölmeme Günü” dür. Bu yazımda o günün hikayesi ile başlayacağım ama yazı beni nereye ulaştıracak, açıkçası bilmiyorum. Yazıyı 26 Mart perşembe günü akşam, her yıl ki rituelime uygularken başladım. Ama sizler bunu en erken pazar akşamı okumaya başlayacaksınız, yani önümde...

Bir tatlı huzur almaya geldik Kalamış’tanAh Kalamış’tan Güftesi Behçet Kemal Çağlar’a, bestesi ise Münir Nurettin Selçuk’a ait hepimizin en azından bu 2 dizesini bildiğimiz şarkıdan aldım bu haftaki yazımın başlığını.    Nihavent makamında bestelenen şarkının yazılma hikâyesi anlatılmaya değer. Hikâyeyi Suat Yener’in www.musikiklavuzu.net sitesinde okudum ve paylaşmak istedim.   Münir Nurettin Selçuk...

Aslında bu hafta bambaşka bir yazı yazmıştım paylaşmak için.  Ama kahramanımızı, yani beni, nelerin beklediğini ben de bilmiyordum. Hayat dertleri ve sorunları öyle teker teker vermeme gibi bir huya sahip olduğundan, bir anda önümde bir yumakla kala kalakaldım öylecene.  Sanırsın bölüm sonu canavarına denk geldim oyunda ve...

Siz hiç bir yerlere ait olmadığınızı hissettiniz mi?   Ben hissediyorum bazen ya da ‘Nerede değilsem sanki orada daha mutlu olacakmışım’ gibi düşünüyorum.  Yanlış anlaşılmasın her zaman değil bazen oluyor bu bana. O zamanlarda o kadar lanet ve meymenetsiz oluyorum ki anlatamam. Amma da sıkıcı bir konu yazıyorsun diyeceksiniz...

Malum Cuma günü 14 Şubat Sevgililer Günü…    Ben de bunca yıllık tecrübeme dayanarak, kadın-erkek ilişkileri üzerine birkaç kelam edeyim dedim bu haftaki yazımda.    Yazıyı “Sevgililer Günü” geçtikten sonra yayınlacağım içinde, olası sıkıntıları bir miktar bertaraf ettiğime inanmak istiyorum, her ne kadar öyle olmadığını bilsem de.   Kadın erkek ilişkileri...