“Bugünlerde herkes gitmek istiyor. Küçük bir sahil kasabasına, bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara…Hayatından memnun olan yok. Kiminle konuşsam aynı şey… Her şeyi, herkesi bırakıp gitme isteği. Öyle “yanına almak istediği üç şey” falan yok. Bir kendisi. Bu yeter zaten. Her şeyi, herkesi götürdün demektir. Keşke kendini...

Bu hafta Çarşamba akşamından beri evdeyiz.    Perşembe sabahı, babam ilkokul zamanlarından 23 Nisan fotoğrafımı paylaştı benimle ve akşamına da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını evlerden oldukça farklı bir şekilde kutladık.   Perşembe akşamı Pazar günkü yazımda 23 Nisan’ı yazayım dedim kendime.   23 Nisan 1920 Türkiye Büyük Millet...

Yazının adını bilerek ilgi çekmesi için dojaz olarak verdim. Aslında Denge’den bahsetmek istiyorum bu yazımda.  Dozaj kelimesiyle yaşadığım komik bir anım var. Sanırım ortaokuldaydım. Okul çıkışı Mehmet Taylan ve Yasin’le okuldan çıkmış eve yürüyorduk. Taylan yine bana takılıyordu, ağzımdan “Yeter Memo Dojaz kaçırıyorsun” dedim. Mehmet dozaj yerine...

Pazar akşamı yazımı yayınladıktan sonra beni yine tatlı bir telaş alır; gelecek haftaya ne yazacağım. Gerçi bir liste yapıyorum başlıklardan oluşan yazmak istediğim konular hakkında. Ama takdir edersiniz ki hayat sizin yaptığınız planlara güler geçer, bu kural burada da geçerli. Yazmayı planladıklarım dışında güncel ruh halime...

2015 yılının son ayında, on altı yıllık otomotiv sektöründen ayrılıp, benim için yabancı olan bisiklet sektörüne geçerken, biri çıkıp bunları yazacaksın ileride deseydi ona güler geçerdim herhalde.    İyi bir iş teklifi almıştım; tecrübelerimi, kazanımlarımı kullanabilecek ayrıca daha önce hiç çalışma imkânım olmadığı alanlarda da tecrübe kazanacaktım.    Hayatımda...

26 Mart bilenler için “Dünya Ölmeme Günü” dür. Bu yazımda o günün hikayesi ile başlayacağım ama yazı beni nereye ulaştıracak, açıkçası bilmiyorum. Yazıyı 26 Mart perşembe günü akşam, her yıl ki rituelime uygularken başladım. Ama sizler bunu en erken pazar akşamı okumaya başlayacaksınız, yani önümde...

Bir tatlı huzur almaya geldik Kalamış’tanAh Kalamış’tan Güftesi Behçet Kemal Çağlar’a, bestesi ise Münir Nurettin Selçuk’a ait hepimizin en azından bu 2 dizesini bildiğimiz şarkıdan aldım bu haftaki yazımın başlığını.    Nihavent makamında bestelenen şarkının yazılma hikâyesi anlatılmaya değer. Hikâyeyi Suat Yener’in www.musikiklavuzu.net sitesinde okudum ve paylaşmak istedim.   Münir Nurettin Selçuk...

Aslında bu hafta bambaşka bir yazı yazmıştım paylaşmak için.  Ama kahramanımızı, yani beni, nelerin beklediğini ben de bilmiyordum. Hayat dertleri ve sorunları öyle teker teker vermeme gibi bir huya sahip olduğundan, bir anda önümde bir yumakla kala kalakaldım öylecene.  Sanırsın bölüm sonu canavarına denk geldim oyunda ve...

Bu haftaki yazımın başlığını Woody Allen’in 1987 yapımı filminden aldım. Radyonun benim hayatımda önemli bir yeri vardır. Bugün biraz radyodan, biraz benim hayatımda ki öneminden ve biraz da çok sevdiğim bir radyo programından bahsetmeyi planlıyorum. Dünyada neler oluyor, bu çocuk “Cımbızlı Şiir” deki gibi neler üzerine...

Siz hiç bir yerlere ait olmadığınızı hissettiniz mi?   Ben hissediyorum bazen ya da ‘Nerede değilsem sanki orada daha mutlu olacakmışım’ gibi düşünüyorum.  Yanlış anlaşılmasın her zaman değil bazen oluyor bu bana. O zamanlarda o kadar lanet ve meymenetsiz oluyorum ki anlatamam. Amma da sıkıcı bir konu yazıyorsun diyeceksiniz...