Dürüstlük Kariyer Planı Değildir, Karakter Planıdır
Gençken dürüstlüğün bir “erdem” olduğunu düşünürdüm. Yıllar geçtikçe şunu fark ettim:
Gençken dürüstlüğün bir “erdem” olduğunu düşünürdüm. Yıllar geçtikçe şunu fark ettim:
İş hayatında öyle anlar gelir ki, doğruyu söylemekle konforu korumak arasında kalırsınız.
Bazen gerçeği eğmek kolaydır. Bazen susmak daha güvenlidir. Bazen küçük bir “beyaz yalan” sistemi daha az sarsar.
Ama kimse size şunu anlatmaz: Yalanın maliyeti anlık değildir. Yalanın maliyeti hafızadır. Çünkü yalan söyleyen kişinin hafızası güçlü olmalıdır.
Kime ne dediğini, neyi nasıl anlattığını, hangi versiyonu hangi ortamda kullandığını hatırlamak zorundadır.
Gerçek ise tek versiyonludur.
İş hayatında yüzde yüz steril bir doğruluk mümkün mü?
Hayır.
Bazen diplomatik olmak zorundasınız. Bazen tüm gerçeği değil, yönetilebilir kısmını paylaşırsınız. Bazen zamanlamayı seçersiniz.
Ama mesele şu: Söylediğiniz şeyle yaşayabiliyor musunuz?
Ben hayatım boyunca şuna dikkat etmeye çalıştım: Hafızama değil, iç huzuruma güvenmek.
Çünkü gerçeklerin kötü bir huyu vardır. Er ya da geç ortaya çıkarlar. Ve ortaya çıktıklarında asıl zarar kariyere değil, itibara olur.
Profesyonel hayatta güven inşa etmek yıllar alır. Kaybetmek ise bazen bir cümle sürer. Dürüstlük sizi her zaman terfi ettirmez. Ama uzun vadede sizi ayakta tutar.
Belki de asıl soru şudur: Başarılı olmak mı istiyoruz, yoksa kendimizle kavgasız kalmak mı?İkisi her zaman aynı şey değil.
Ve bazen en zor karar, doğruyu söylemek değil, doğruyu ne zaman ve nasıl söyleyeceğini bilmektir.
Hafızan güçlü olabilir.
Ama vicdanın ne kadar dayanıklı?
No Comments